bazen düşünüyorum da, türk yazılı ve görsel basınının mutfağında nasıl bir ortam var acaba. mutfak derken mecazi ve gerçek anlamı bir arada kullanıyorum. yani hem hakikatten bu insanlar iş yerlerinde ne yemek yiyorlar da kafaları böyle çalışıyor, hem de çalışma ortamları nasıl bir yer bunları merak ediyorum. neden mi? örnek vereyim; ertuğrul sağlam antrenör olduğu günden beri hakkında yapılan haberler genelde şu şekildeki başlıklarla veriliyor: " sağlam karar, sağlam transfer, beşiktaş sağlam'a aldı, bu galibiyet çok 'sağlam',vs...", kaç sene oldu bir kişi "nedir bu bizim yaptığımız" demedi, halen inatla ve ısrarla devam ediyorlar. şimdi mesela erhan altın diye bi adam var, kocaeli antrenörüydü, takımın kazandığı her puan türk basınına göre "altın puan" idi, normal olarak. şimdi denizlispor ile anlaştı ve bilin bakalım ne oldu, "denizli altın buldu"! mesut bakkal manisa'yla anlaşınca çıkan haberin başlığı : "bakkal manisa'ya şube açtı"! vay anam yaratıcılığa bak be! "eurovision'da hadise çıktı!" vallaha mı? ne yiyor ne içiyorsunuz hakkaten anlamıyorum. sırf eğlencesine yapıyor olsalar neyse ya, bi de bu işten para kazanıyorlar.
acaba ben meşhur bi insan olsam, topçu, popçu vs. benim hakkımdaki haberler nasıl başlıklarla verilirdi? hele bi zorlayalım : " takımına can verdi" (gol attığım maçtan sonra), " canı çıkıyordu" (çalıştırdığım takım kümede son anda kalınca), "çanağı kırdı" (uludağ'da dötüstü düşüp çanağı kırdıktan sonra), "çanak çömlek patladı" (x takıma transfer olmam kesin gibiyken son anda herkesi yanıltıp y takıma imza attınca), "porselen çanak" ( dişlerimi yaptırdıktan sonra)...
konudan birazcık saparak bir derdimi paylaşmak istiyorum. mesleki anlamda yerinde olmak istediğim bazı adamlar var. yani birisi çıksa "şu adamın yaptığı işi yap, aynı parayı sana vericez" dese, bir milisaniye düşünmeden kabul ederim. kim mi bunlar? mesela rıdvan dilmen. sakatlıklar ameliyatlarla falan geçen profesyonel sporculuk günlerinden bahsetmiyorum elbette. lakin şu anda yaptığı işi, aynı paraya seve seve yaparım. başka kim var? barcelona fc yedek kalecisi, pinto (ya da başka biri de olabilir). victor valdez, malum, ne akar ne kokar. altyapı ürünü, ve has katalan evladı olduğu için kolay kolay yerinden de kımıldamaz, giderek de kendini geliştirir. velhasıl kelam, bu adamın yedeği ya bi kupa maçında oynarsa oynar, onun dışında takımın gittiği her yere gider,barcelona maçlarını saha kenarından izler, her kupa törenine katılır, madalyayı alır, benim ömrüm boyunca alamayacağım bir maaşı da oturduğu yerden koyar cebine. ooohh..böyle bi kaç adam daha var da, bazıları tanıdık falan, dedikodu gibi olur yazmiim şimdi burda.
ilk paragrafla ilgili bir şey daha söyleyip yazımı burda kapatıcam:
gün gelir de beren saat'le yakın arkadaş olursam, kendisini her gördüğümde "naber,nasısın?" sorusundan önce, "beren, saat kaç?" diye sorarım. beren'i kendimden tiksindirmek pahasına bile olsa yaparım bunu anlıyor musunuz..

0 yorum:
Post a Comment