adres

nasıl bir cazibem, nasıl bir çekim gücüm varsa sevgili dostlarım, ne zaman birisi yolunu kaybetse, bir adresi bulamasa, hemen yolumu çevirip gitmek istediği yeri bana sorar, " siklamen çiçeği sokak nerde bilion mu kardeş?" şeklinde. böyle tipimde mi bişey var nedir, göremediğim bi aura mı vardır, anlamıyorum. yani bana bakan birisi, "aha bu kesin buraları çok iyi biliodur, öyle bir tipi var bunun" diye düşünüyor heralde. yahu atina'da bile adres sordular bana kardeşim, yunanca! şahidim bile var. dogo'ya sorun. di mi dogo, metro'da bize yaklaşıp adres sormadı mı yunanlı bir vatandaş? sordu.. e cevap veremedik haliyle, "then milao elenika*" dedik, kaçırdık komşiyi. (*: "yunanca bilmiyorum")

hayatımda en kolay adres tarif ettiğim anlardan bi tanesi de taksim meydanında otobüs beklerken " dı marmara oteli nerde acaba?" diye soran gençlere kaşlarımı kaldırıp, gözlerimi kocaman açıp, başımı ileri uzatarak caddenin karşısını gösterdiğim andır.

ama tabii, her zaman bu kadar kolay olmuyor yer tarif etmek. hele ki gitmek istediği yeri soran şahıs bir teyzeyse. çünkü teyze size soruyu sorar ama cevabınıza aldırmaz. teyzedir o.
misal "buradan sarıgaziye hangi otobüsle giderim?" diye sorar, "burdan oraya otobüs yok teyze, kadıköyden aktarma yapacaksınız" cevabını alınca da inanmaz, " burdan otobüs varmış" der, ve homurdana homurdana uzaklaşır!! teyzeler nedense hep sarıgaziye ya da sultançiftliğine gider, ve her seferinde bana nasıl gideceklerini sorarlar, ve hiç bir zaman verdiğim cevabı beğenmezler. zaten dinlemezler bile, onlar için önemli olan soruyu sormaktır.

zamanında, badehanede yanıma yaklaşıp: "türk müzikleri ve istanbul şehir hayatıyla ilgili nasıl daha fazla bilgi edinebilirim?" diye soran genç bir ispanyol cıvır hatuna da e-mail adresimi vermişliğim vardır!! hani bi sorusu varsa internet üzerinden sorsun, cevaplayayım saflığında. dogo ise tam bir sene t*şak geçmişti! içim temiz kardeşim ben napiim!!! kötü niyet yok içimde, hep bir yardımcı olma kaygısı, hep bir insaniyet! her adres soranı, yol-yordam tarifi isteyeni şeyetmeye mi kalkalım yani! töbe töbe! ondan sonra sultançiftliğinden, sarıgaziden gelicekler pompalı tüfeklerle amcalar, abiler. anlat bakalım onlara, "ben teyze bana işve yapıyo sandımdı" dersen belki ucuz kurtulursun, vurmazlar da pompalıları, g*tüne sokarlar..

he ben hiç mi adres sormuyorum kaybolduğumda, ben de soruyorum, ama kime? bakkala, manava, postacıya, taksiciye.. yerel esnafa ya da işi gereği semtleri, sokakları bilmesi icap eden insana. yoldan rastgele adam çevirip yol sorduğum vaki değildir. ama işte bende nasıl bir şeytan tüyü varsa... bilemiyorum belki de duruşumla falan bir güven duygusu veriyorumdur karşımdakine. " bu sevimli adam, bundan zarar gelmez" intibaı uyandırıyorumdur. hakatten de benden zarar gelmez ama ya.. en kötü e-mail adresi falan veririm. pis huylu bakkallar gibi tabela yaptırsam ya "adres sormak ücrete tabidir" diye. ulan o da ne fenadır ya. neyse başka yazıya artık.

0 yorum: